Hüseyin Gedük’ün Kaleminden Oruç…

Hüseyin Gedük’ün Kaleminden Oruç…

11 Ayın sultanı olarak adlandırılan ramazan ayı müslümanların farz olan ibadetlerinden olan oruç ibadetinin yerine getirildiği tarihler olan zaman dilimidir.Sağlık durumu el veren her Müslüman ...

07 Haziran 2016 - 13:02 - Güncelleme: 11 Eylül 2016 - 02:28

11 Ayın sultanı olarak adlandırılan ramazan ayı müslümanların farz olan ibadetlerinden olan oruç ibadetinin yerine getirildiği tarihler olan zaman dilimidir.Sağlık durumu el veren her Müslüman bu ibadetini yerine getirmekle sorumludur.

Oruca nasıl niyet edilir?

Oruç tutmak için niyet şarttır. Niyet, akşam ya da sahurda yemek yedikten sonra “Allah rızası için ramazan orucunu tutmaya niyet ettim” diyerek edilir. Mutlaka bu cümleyi söylemek şart değildir. Zihinden geçirmekle de niyet olur. Sahura kalkmak da ayrıca bir niyettir.

Ramazan Orucu Kimlere Farzdır?

Akıllı, ergenlik çağına ulaşmış ve oruç tutmasına engel bir mazereti olmayan her Müslüman’ın Ramazan orucunu tutması farzdır. Hangi Hallerde Ramazanda Oruç Tutulmayabilir? İslâm dini, kişileri güçleri nispetinde sorumlu tutmus, güçlerini asan veya sıkıntıya yol açan durumlarda kolaylastırıcı hükümler getirmistir. Asağıdaki mazeretlere sahip kimselerin Ramazanda oruç tutmakla yükümlü olmayıp daha sonra kaza etmelerine veya yerine fidye vermelerine ruhsat tanınmıştır:

a) Yolculuk Yolculuk, Ramazan ayında oruç tutmamak için ruhsat olarak kabul edilmistir. Yolculuk esnasında tutulmayan oruçlar, daha sonra kaza edilir. Kur’an’da “Ey inananlar! Oruç sizden öncekilere farz kılındıgı gibi, Allâh’a karsı gelmekten sakınasınız diye, size de sayılı günlerde farz kılındı. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadıgı günler sayısınca diger günlerde tutar. Oruca dayanamayanlar, bir düskünü doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden iyilik yaparsa, o iyilik kendisinedir. Eger bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha iyidir.” buyrulmaktadır (Bakara 2/183-184). Geceden oruca niyetlenip de, gündüz yolculuga çıkan kimse, dilerse bu orucunu bozar, dilerse tamamlar. Geceden oruç tutmaya niyetlenip gündüz ise yolculuga çıkmak zorunda olan kimse yolculukta zorluk çekerse orucunu bozabilir. Ancak orucunu tamamlaması daha uygundur. Hz. Peygamber, Mekke’nin fethi için sefere çıktığında oruçlu iken, Kedîd denilen yere varınca orucunu bozmustur (Buharî, Savm, 34; Müslim, Sıyam, 15). Bu uygulama sefere çıkınca orucun bozulabilecegini göstermektedir.

b) Hastalık Oruç tuttuğu zaman, hastalığının artmasından veya uzamasından endişe edilen kimse ile, hastalıgı sebebiyle oruç tutmakta zorlanan kisilerin Ramazan ayında oruç tutmayıp, iyilestikten sonra bunları kaza etmelerine izin verilmistir. Yukarıda zikredilen ayet buna işaret etmektedir. Uzman bir hekim tarafından oruç tutması halinde hasta olacağı bildirilen kimse de hasta hükmündedir.

c) Hamilelik ve Çocuk Emzirme Oruç tutmaları kendilerine veya çocuklarına zarar vermesi halinde, hamile kadınlar oruçlarını tutmayabilirler. Emzikli kadınlar da, sütlerinin kesilmesi ve çocuklarının zarar görebilecegi durumlarda oruç tutmayabilirler. Hz. Peygamber buna müsaade etmistir (Nesâî, Sıyam, 50-51, 62; İbn Mace, Sıyam,3).

d) Zor Ve Meşakkatli İslerde Çalışmak Oruç tuttuğu takdirde sağlığına bir zarar gelmesinden korkan kimse, orucunu tutmayabilir. Bu durumda olanlar, izinli oldugu günler veya uygun zamanlarda tutamadıkları oruçları kaza ederler. Bir zorunluluk olarak, ağır islerde çalışmak zorunda olan kişilerin oruçlu olarak çalıştıkları takdirde saglıkları risk altında kalacaksa ramazan ayında tutamadıkları oruçlarını uygun bir zamanda kaza ederler.

e) Yaşlılık Oruç tutamayacak kadar yaslı olan kimseler, oruç yerine fidye verebilirler. Bakara suresinin 184. ayetinde, bu şekilde olup da oruca güç yetiremeyenlerin, oruç tutmayıp fidye vermeleri gerektiği hükme baglanmıstır. İyilesme umudu olmayan hastalar da aynı hükme tabidir. Oruç Yerine Fidye Verilmesi

Fidye Ne Demektir?

Oruçla ilgili olan fidye, dinî bir terim olarak, bazı ibadetlerin eda edilmemesi ya da edası sırasında birtakım kusurların işlenmesi halinde ödenen dînî-malî yükümlülüktür. İbadetlerle ilgili fidye, oruç ve hacda söz konusudur. İhtiyarlık ve şifa ümidi olmayan bir hastalık sebebiyle oruç tutamayan kimse, daha sonra kaza etmesi mümkün olmadıgından oruç tutamadıgı her güne karsılık bir fidye öder. Bu durumdaki bir kimsenin fidye ödemesi vaciptir. Kur’an-ı Kerim’de, “Oruç tutmaya güç yetiremeyenler, bir fakir doyumu kadar fidye öder.” (Bakara 2/184) buyurulmaktadır. Bu ayetten hareketle fidye miktarının, bir kisiyi bir gün için doyuracak yiyecek olarak anlaşılmıştır. Yaşlılıktan ötürü oruç tutmaya gücü yetmeyen kisi, her gün için bir sadaka-i fıtır miktarı fidye verir. Buna da imkânı yoksa Allah’tan af diler. Fakat böyle bir kisi, kısa günlerde rahatlıkla oruç tutabilme imkânına ulasırsa tutamadıgı oruçları, o günlerde kaza etmesi gerekir. Zira ramazan ayında oruç tutmaya gücü yetmeyen kimseler ile iyilesme ümidi bulunmayan hastalar ileride oruç tutabilecek duruma gelirlerse tutamadıkları oruçları kaza etmeleri gerekir. Önceden verdikleri fidyelerin hükmü kalmaz, bunlar sadaka sayılır

ORUCU BOZAN-BOZMAYAN SEYLER

Oruçlu iken, yemek, içmek ve cinsi iliski orucu bozar. Orucu bozan seylerin bir kısmı sadece kazayı gerektirirken, diger bir kısmı hem kaza, hem de kefareti gerektirir. Simdi konu ile ilgili bazı alt baslıklarla ilgili meselelere deginelim

Hangi Seyler Orucu Bozup Sadece Kazayı Gerektirir?

Yolculuk, hastalık, ileri derecede yaslılık gibi mesru bir mazerete dayalı olarak bozulan orucun, sadece kaza edilmesi gerekir. Ayrıca, kasıt olmaksızın yemek-içmek; beslenme amacı ve anlamı tasımayan, yenilip içilmesi mutat olmayan veya insan tabiatının meyletmedigi seylerin yenilip içilmesi orucu bozar ve sadece kazasını gerektirir. Ramazanda bir mazeret olmaksızın tutulmayan oruçlar, gününe gün kaza edilir. Ancak mazeretsiz olarak Ramazan orucunu tutmamak büyük günah olup ayrıca bundan dolayı tevbe ve istigfarda bulunmak gerekir. Ramazan ayı günahların affı için bir fırsattır. Diger günlerde tutulan oruç kıymet itibariyle Ramazanda tutulan orucun yerini tutamaz.

Oruç Kefareti Ne Demektir Ve Nasıl Ödenir?

Ramazan orucunun, mazeretsiz olarak bozulması durumunda hem kefaret, hem de bozulan orucun kaza edilmesi gerekir. Oruç kefareti iki kameri ay veya 60 gün ara vermeksizin oruç tutmaktır. Buna gücü yetmeyen, 60 fakiri bir gün ya da bir fakiri 60 gün doyurur. Adet halinde bulunan kadınlar, bu günlerinde kefaret oruçlarına ara verirler. Bu durumlarından çıkar çıkmaz ara vermeden kefaret orucuna devam ederek 60 günü tamamlarlar. Safii mezhebine göre mazaretsiz olarak ramazan orucunun yeme-içme ile bozulması durumunda kefaret degil sadece kaza gerekir.

Unutarak Yemek, İçmek Orucu Bozar mı?

Unutarak yemek, içmek orucu bozmaz. Peygamber Efendimiz, “Bir kimse oruçlu oldugunu unutarak yer, içerse orucunu tamamlasın, bozmasın. Çünkü onu, Allâh yedirmis, içirmistir.” buyurmustur (Buhari, Savm, 26; Müslim, Sıyâm, 17).

Unutarak yiyen içen kisi, oruçlu oldugunu hatırlarsa hemen agzındakileri çıkarıp agzını yıkar ve orucuna devam eder. Oruçlu oldugunu hatırladıktan sonra yeme-içmeye devam eden kisinin orucu bozulur.

Dis Fırçalamak Orucu Bozar mı?

Dis fırçalamakla oruç bozulmaz. Bununla birlikte, diş macununun veya suyun boğaza kaçması halinde oruç bozulur. Orucun bozulma ihtimali dikkate alınarak, dişlerin imsakten önce ve iftardan sonra fırçalanması uygun olur

Kusmakla Oruç Bozulur mu?

Kendiliginden kusmakla oruç bozulmaz. Ancak kisinin kendi istegi ve müdahalesiyle meydana gelen kusma, “agız dolusu” olması halinde, orucu bozar.

Bu haber 3575 defa okunmuştur.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x