Büyük Alaşehir Depremi’nin 52. Yıldönümü

Büyük Alaşehir Depremi'nin 52. Yıldönümü

Alaşehir’de 28 Mart 1969 tarihinde, Kandilli Rasathanesi kayıtlarına göre 6,5 büyüklüğünde meydana gelen depremin yıldönümü. Yıkıcı depremin üzerinden 52 yıl geçmesine rağmen izlerini görmek mümkün. Bu depremde 50 kişi yaşamını yitirmiş ve 150 kişide yaralanmış. Tamamen yıkılan veya çok ağır hasar gören ev ve iş yerinin sayısı ise 4.651 gibi korkutucu bir rakam olarak tarihe kazınmıştır.

08 Nisan 2021 - 10:18 - Güncelleme: 08 Nisan 2021 - 10:38

 

Alaşehir Manşet Özel Haber - Alaşehir’de 28 Mart 1969 tarihinde, Kandilli Rasathanesi kayıtlarına göre 6,5 büyüklüğünde meydana gelen depremin üzerinden 52 yıl geçmesine rağmen izlerini görmek mümkün. Bu depremde 50 kişi yaşamını yitirmiş ve 150 kişide yaralanmış. Tamamen yıkılan veya çok ağır hasar gören ev ve iş yerinin sayısı ise 4.651 gibi korkutucu bir rakam olarak tarihe kazınmıştır. Tarihten bir miras kalan 800 yıllık Şeyh Sinan Camii bile yaşanan deprem sonrası adeta ortadan ikiye bölündüğü belirtildi. Depremin ardından gazete sayfalarının manşetlerinde , “ Alaşehir ve Sarıgöl’de evlerin yüzde 80’i yıkıldı, yer altından sular fışkırdı. İzmir yolu trafiğe kapandı, Tarihten bir miras kalan 800 yıllık Şeyh Sinan Camii bile yaşanan deprem sonrası adeta ortadan ikiye bölündü. Yine dönemin Başbakanı Süleyman Demirel bölgeye ziyarete geldiğinde, Her şeyi yeniden inşa edeceğiz” sözleriyle yerini almıştı.

Kandilli Rasathanesi kayıtlarına göre Alaşehir Depremi 28 Mart1969’da merkez üssü Alaşehir olan Kandilli Rasathanesi kayıtlarına göre 6,5 büyüklüğünde ve 8 şiddetinde bir deprem gerçekleşir. Deprem Alaşehir ve Salihli başta olmak üzere bütün çevre ilçe, kasaba ve köylerde hissedilir. Birçok yerde evler yıkılır, aileler kayıplar verir. Bölgede toplam 49/50 kişi ölür, ölenlerin 29’u Alaşehir, 21’i de Sarıgöl nüfusuna kayıtlıdır. Deprem sonucunda toplam 4.651 ev yıkılır. Ölümlerin büyük çoğunluğu Alaşehir ve Alaşehir’e bağlı Tepeköy’de meydana gelir. Deprem sonucunda Alaşehir – İzmir kara yolu üzerinde derin yarıklar meydana gelir. Özellikle depremin etkili olduğu ovalık kesimlerde yeraltı sularının yer üstüne fışkırdığı gözlenmiştir. Alaşehir Otogarı yıkılır, garajda bulunan 18 otobüs hurdaya çıkar. Yeniköy, Subaşı ve Delemenler’de okul ve camiler büyük hasar görmüştür. Tepeköy köyü bütünüyle yerle bir olur. Köy daha güneydoğuda yeniden inşa edilmek zorunda kalınır. Yerel halkın depremden sonra artezyen kuyularından gaz kokusu aldığı haberi o günkü gazetelerde yazılır. Depremle birlikte tarihi kent surlarının bir bölümü de yıkılmıştır.

 “Alaşehir’de günümüzde de halen çok sayıda metruk konutlar mevcut”

28 Mart 1969 tarihinde meydana gelen 6,5 büyüklüğündeki yıkıcı olan depremin izlerinin yaşandığı Alaşehir’de günümüzde de halen çok sayıda metruk konutlar mevcut. Sit alanı kapsamında bulunan ve çeşitli nedenlere boşalan metruk konutlar, Soğuksu Mahallesi sakinleri için tehlike oluşturmaya devam ediyor. “Kentsel dönüşüm kapsamına alınmasını talep ediyoruz” Mahalle sakinlerinden Günay Karpat,” İzmir 2 No'lu Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından alınan karar gereği, surlarla çevrili alan içinde kalan bölge SİT alanı ilan edildi. Soğuksu Mahallesi Kenan Evren Caddesi ve İsmet İnönü Caddesi’nin kesiştiği noktada bulunan St. Jean Kilisesi restorasyon kapsamına alındı. Anıtlar Kurulu da restorasyon çalışması yapmadığı için Alaşehir'deki eski evler kaderine terk edildi. Evler yağmur, fırtına gibi doğal olaylar sırasında aniden çöküyor veya kendiliğinden birer birer yıkılarak adeta can kaybına da davetiye çıkarıyor.14 Mart 2018 tarihinde İçişleri bakanlığının yayınlanan metruk binalar genelgesi kapsamında, Soğuksu Mahallesi’nin estetiğini bozan ve metruk hale dönüşen binaların tehlike oluşturduğunu, bu binaların yıkılmasını ve aydınlatılması için ilgili birimlere durumu imzalı dilekçe ile ilettik ancak bir sonuç alamadık. Bizleri metruk binalardan kurtarmaya AFAD mı gelecek? Endişesi sardı. Yetkililerin bu soruna bir çözüm getirmesini istiyoruz”dedi.

​​​​​​“Soğuksu Mahallesi’nde tehlike oluşturan yaklaşık 50 eski bina bulunmaktadır”

Soğuksu Mahallesi Muhtarı Adnan Doğramacı, “ Soğuksu Mahallesi’nde bugün için önemli tehlike oluşturan yaklaşık 50 eski bina bulunmaktadır. Yıkılma, yanma tehlikesi taşıyan bu binaların birçoğu boş. Bu eski evler sit alanı kapsamında yer aldığı için ne tadilatı yapılıyor, nede yıkılıp yenisi yapılabiliyor. Yağmurlu ve rüzgârlı günlerde dışarıya çıkmaya korkuyoruz. Yetkililerin bu tür eski binalar için önlem almasını istiyoruz “dedi.

“Sit alanı kapsamındaki eski yapıların ne tadilatı, nede yıkılıp yenisi yapılabiliyor”

Sarıkız Yapı Denetim Kurumu sahibi İnşaat Mühendisi Adem Aslan,” İzmir 2 No'lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, 3 Nisan 2009 tarihinde aldığı bir kararla Alaşehir ilçesinin yüzde 72'lik bölümünü 3. derece sit alanı olarak ilan etmesi üzerine eski yapıların ne tadilatı, nede yıkılıp yenisi yapılabiliyor. Bu alanda yapılaşma durduğu için inşaat sektörü sit alanı dışında kalan ve imara açık olan yerleşim bölgesinde, yapı denetim Kurumlarının nezaretinde yeni binalar yapmaktadır. Sit alanı dışına yapılan bu binalar son derece sağlıklı ve depreme dayanıklıdır” dedi.

“Deprem üretme potansiyeline sahip Gediz Grabeni içerisinde yer alıyoruz”

Birinci derece deprem kuşağının yer aldığı bölgemizde, Tarih boyunca 300 yılda bir büyük yıkım yapan depremler ile ilgili kayıtların tarihçiler tarafından ortaya konulmakta olduğunu belirten Jeoloji Yüksek mühendisi Kerem Oğuz ,"Tarih boyunca bu bölgede 300 yılda bir büyük yıkım yapan depremlerin kayıtları tarihçiler tarafından ortaya konmaktadır. Özellikle milattan sonra 17 yılında Manisa ve çevresinde meydana gelen depremlerde dönemin 15 büyük kenti yerle bir olmuş ve çok büyük bir yıkım yaşanmış. En son Alaşehir İlçesi'nde 28 Mart 1969’da 6,5 büyüklüğünde 8 şiddetinde bir deprem yaşandı. Bu depremde 50 vatandaşımız can vermişti. Deprem üretme potansiyeline sahip Gediz Grabeni içerisinde yer alan Manisa ve İlçelerinde; 1965 Salihli (5,8), 1969 Demirci (6,1) 1969 Alaşehir (6,5) ve 1970 Demirci (5,7) depremlerinde can ve mal kayıpları yaşandığı ise hala hatıralarda. Türkiye’nin her yeri faylarla kırılmış durumda. Her yerde bu önlemleri almak durumundayız. Sürekli 'Ne zaman deprem olacak?' sorusu soruluyor. Ne zaman olacağının bir önemi yok. Buna hazırlıklı olup olmadığımızın sorulması lazım. Ne zaman olacağını bilerek belki canımızı kurtarabiliriz ama çok ciddi maddi kayıplarımız olur. Belediyelerimize çok büyük görevler düşüyor. Belediyeler, kanunda da belirtildiği üzere tüm afetlere karşı önlem almakla yükümlüdür. Binalar yapılırken kontrollerin çok iyi yapılması gerekiyor. Deprem olasılığı bu kadar yüksek iken vakit geçirmeden bir an önce önlem almamız gerekiyor" dedi.

2021/04/2021-04-08-10-38-39.jpg
2021/04/2021-04-08-10-38-40.jpg
2021/04/2021-04-08-10-38-41.jpg
Bu haber 1099 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Hızlı Tren inşaatında görevli sürücülere jandarmadan eğitim
Hızlı Tren inşaatında görevli sürücülere jandarmadan eğitim