At arabalarının yerini motorlu araçların almasıyla birlikte hamut yapan ustalar da birer birer mesleklerini bırakmak zorunda kaldı. Alaşehir’de bu kadim zanaatı yaşatmaya çalışan son isimlerden biri ise 82 yaşındaki Mustafa Altıoğlu.
71 Yıllık Ustalık Hikâyesi1944 yılında Alaşehir’in Şeyh Sinan Mahallesi’nde dünyaya gelen Mustafa Altıoğlu, hamutçuluk mesleğine henüz çocuk yaşlarda başladı. Bir akrabasının yanında çırak olarak 1955 yılında ilk adımını atan Altıoğlu, askerliğini tamamladıktan sonra 1966 yılında kendi dükkânını açarak saraçlık ve hamutçuluk yapmaya başladı.Aradan geçen onlarca yıla rağmen dükkânının kapısını kapatmayan Altıoğlu, mesleğine duyduğu sevgiyi hiç kaybetmedi.“Eskiden düğünlerimizi, evimizin barkımızın geçimini bu sanat ile sağlardık. O zamanlar her evde beygir vardı. Şimdi ne beygir kaldı ne de ona koşulan hamut.” sözleriyle yaşadığı değişimi hüzünle anlattı.
Hamut Sadece Bir Koşum Takımı Değil, El Emeğinin Sanata Dönüşmüş HaliAt arabalarına koşulan atların omuzlarına yerleştirilen hamut; koyun, keçi ve dana derisi ile köseleden tamamen el işçiliğiyle hazırlanıyor. Başlık, paldem ve diğer parçalarla tamamlanan bu özel koşum takımı, hem dayanıklı hem de hayvanın anatomisine uygun olmak zorunda.Mustafa Altıoğlu, bir hamudun yapımının büyük ustalık istediğini belirterek şunları söyledi: “Sabah başlarsan akşama biter. Ama atın boynuna tam oturması gerekir. Dikişleri sağlam olmazsa hayvana zarar verir. Bu iş sabır ister, el emeği ister” dedi.Motorlu Araçlar Geldi, Hamutçuluk Sessizliğe BüründüBir dönem Alaşehir’in bağlarında, tarlalarında ve köy yollarında beygir arabalarının sesi eksik olmazdı. Üzümler, odunlar ve tarım ürünleri bu arabalarla taşınır, hamutçuların işleri hiç durmazdı.Ancak traktörlerin, motosikletlerin ve motorlu araçların yaygınlaşmasıyla birlikte beygir arabaları da hayatın içinden çekildi. Böylece hamutçuluk mesleği de neredeyse tamamen ortadan kalktı.Altıoğlu, mesleğinin geldiği noktayı şu sözlerle özetledi:“Şimdi kimsenin hamuda ihtiyacı yok. Herkes motorlu oldu. Tarlada da makine çalışıyor. Meslek tamamen bitti.Sipariş Üzere Dükkânını Açıyor, Ama Müşteri Beklemiyorİşlerinin neredeyse tamamen bitmesine rağmen Mustafa Altıoğlu her sabah dükkânının kapısını açmaya devam ediyor.“İş olursa çalışırım, olmazsa bağa giderim.” diyen usta, artık bu işi para kazanmak için değil, yıllarını verdiği mesleğine olan vefası nedeniyle sürdürdüğünü söyledi. Bir Meslekle Birlikte Bir Kültür de KayboluyorMustafa Altıoğlu’nun ardından bu mesleği sürdürecek bir çırak ya da usta adayı bulunmuyor. Çocuklarına ve yakınlarına aktarılamayan hamutçuluk, yalnızca bir geçim kaynağı değil; Alaşehir’in geçmişini, üretim kültürünü ve el sanatlarını temsil eden önemli bir miras olarak da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.Bir zamanlar bağ yollarının vazgeçilmez sesi olan at arabaları sessizliğe bürünürken, o arabaların en önemli parçasını üreten ustaların da sayısı her geçen gün azaldı.Alaşehir’in Yaşayan HafızasıMustafa Altıoğlu’nun dükkânındaki deri kokusu, eski el aletleri ve yılların izini taşıyan tezgâhı, aslında Alaşehir’in geçmişine açılan bir kapı niteliğinde. Onun anlattıkları sadece bir zanaatın hikâyesi değil; emekle, sabırla ve ustalıkla yoğrulmuş bir dönemin yaşayan tanıklığı.Bugün sessiz kalan dükkânında mesleğini yaşatmaya çalışan Mustafa Altıoğlu, Alaşehir’in unutulmaya yüz tutmuş değerlerinden biri olarak, geleneksel el sanatlarının son temsilcileri arasında yer alıyor. Onun hikâyesi ise teknolojinin değiştirdiği yaşamın, geride bıraktığı kültürel mirası gözler önüne seriyor.
71 Yıllık Ustalık Hikâyesi1944 yılında Alaşehir’in Şeyh Sinan Mahallesi’nde dünyaya gelen Mustafa Altıoğlu, hamutçuluk mesleğine henüz çocuk yaşlarda başladı. Bir akrabasının yanında çırak olarak 1955 yılında ilk adımını atan Altıoğlu, askerliğini tamamladıktan sonra 1966 yılında kendi dükkânını açarak saraçlık ve hamutçuluk yapmaya başladı.Aradan geçen onlarca yıla rağmen dükkânının kapısını kapatmayan Altıoğlu, mesleğine duyduğu sevgiyi hiç kaybetmedi.“Eskiden düğünlerimizi, evimizin barkımızın geçimini bu sanat ile sağlardık. O zamanlar her evde beygir vardı. Şimdi ne beygir kaldı ne de ona koşulan hamut.” sözleriyle yaşadığı değişimi hüzünle anlattı.
Hamut Sadece Bir Koşum Takımı Değil, El Emeğinin Sanata Dönüşmüş HaliAt arabalarına koşulan atların omuzlarına yerleştirilen hamut; koyun, keçi ve dana derisi ile köseleden tamamen el işçiliğiyle hazırlanıyor. Başlık, paldem ve diğer parçalarla tamamlanan bu özel koşum takımı, hem dayanıklı hem de hayvanın anatomisine uygun olmak zorunda.Mustafa Altıoğlu, bir hamudun yapımının büyük ustalık istediğini belirterek şunları söyledi: “Sabah başlarsan akşama biter. Ama atın boynuna tam oturması gerekir. Dikişleri sağlam olmazsa hayvana zarar verir. Bu iş sabır ister, el emeği ister” dedi.Motorlu Araçlar Geldi, Hamutçuluk Sessizliğe BüründüBir dönem Alaşehir’in bağlarında, tarlalarında ve köy yollarında beygir arabalarının sesi eksik olmazdı. Üzümler, odunlar ve tarım ürünleri bu arabalarla taşınır, hamutçuların işleri hiç durmazdı.Ancak traktörlerin, motosikletlerin ve motorlu araçların yaygınlaşmasıyla birlikte beygir arabaları da hayatın içinden çekildi. Böylece hamutçuluk mesleği de neredeyse tamamen ortadan kalktı.Altıoğlu, mesleğinin geldiği noktayı şu sözlerle özetledi:“Şimdi kimsenin hamuda ihtiyacı yok. Herkes motorlu oldu. Tarlada da makine çalışıyor. Meslek tamamen bitti.Sipariş Üzere Dükkânını Açıyor, Ama Müşteri Beklemiyorİşlerinin neredeyse tamamen bitmesine rağmen Mustafa Altıoğlu her sabah dükkânının kapısını açmaya devam ediyor.“İş olursa çalışırım, olmazsa bağa giderim.” diyen usta, artık bu işi para kazanmak için değil, yıllarını verdiği mesleğine olan vefası nedeniyle sürdürdüğünü söyledi. Bir Meslekle Birlikte Bir Kültür de KayboluyorMustafa Altıoğlu’nun ardından bu mesleği sürdürecek bir çırak ya da usta adayı bulunmuyor. Çocuklarına ve yakınlarına aktarılamayan hamutçuluk, yalnızca bir geçim kaynağı değil; Alaşehir’in geçmişini, üretim kültürünü ve el sanatlarını temsil eden önemli bir miras olarak da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.Bir zamanlar bağ yollarının vazgeçilmez sesi olan at arabaları sessizliğe bürünürken, o arabaların en önemli parçasını üreten ustaların da sayısı her geçen gün azaldı.Alaşehir’in Yaşayan HafızasıMustafa Altıoğlu’nun dükkânındaki deri kokusu, eski el aletleri ve yılların izini taşıyan tezgâhı, aslında Alaşehir’in geçmişine açılan bir kapı niteliğinde. Onun anlattıkları sadece bir zanaatın hikâyesi değil; emekle, sabırla ve ustalıkla yoğrulmuş bir dönemin yaşayan tanıklığı.Bugün sessiz kalan dükkânında mesleğini yaşatmaya çalışan Mustafa Altıoğlu, Alaşehir’in unutulmaya yüz tutmuş değerlerinden biri olarak, geleneksel el sanatlarının son temsilcileri arasında yer alıyor. Onun hikâyesi ise teknolojinin değiştirdiği yaşamın, geride bıraktığı kültürel mirası gözler önüne seriyor. 







