Alaşehir Devlet Hastanesi'nde Neler Oluyor?
Alaşehir Devlet Hastanesi, yaklaşık altı yıl önce yaşanan absürt olaylar ve haberlerle gündeme gelmiş, ilçemizin imajı, bir avuç kendini bilmezin yanlışları yüzünden yerle bir olmuştu. Ve şimdi, yine Alaşehir Devlet Hastanesi gündemde. Gelin, hep birlikte neler yaşandığına bakalım.
Soner VATANSEVER / Alaşehir Manşet Haber - Hastane, geçtiğimiz günlerde yaptığım haberle tekrar gündem oldu. Haberimin ardından ortalık hayli karıştı. Sadece bu haber için 200'ün üzerinde telefon aldım.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki: “-mış” ve “-miş”li dedikodu haberciliği hiç yapmadım. Duyduğu dedikoduları gerçekmiş gibi gösterip “o öyleymiş, bu böyleymiş” diye ortaya karışık haberler üretmedim. Bilgi ve belgelere dayanmadan, hele ki böylesine hassas bir konuda kimseyi zan altında bırakacak haber yapmayı bırakın, masabaşı gazetecileri gibi oturduğum yerden üstü kapalı göndermeler dahi yapmadım.
Şimdi birileri kalkmış yaptığım hastane haberi için “ısmarlama habercilik”ten bahsediyor. Ismarlama haber olayını bilmem ama habercilik görmek istiyorsan, oturduğun klavyenin başından kalk ve benimle bir gün geçir; habercilik neymiş, sahada olaylara nasıl koşulur, bilgi-belge ve haber istihbaratı nasıl toplanır, gel öğren!
Ve şimdi duyuyoruz ki ilgili kişi hakkında soruşturma başlatılmış. İddia edildiği gibi bir durum var mı yok mu, buna idari ve adli mercilerin incelemeleri sonunda karar verilecek. Gazeteci olarak olayın bana bakan tarafı şu. En çok karşılaştığım soru, Soner hastaneyi mi hedef alıyor? Benim hastaneyle, postaneyle, belediye ile bir işim yok. Ortada bir hata varsa bunu gündeme getirmek boynumuzun borcu. Özellikle bu konuda, haberin üzerinde durmamın iki temel sebebi var; Birincisi, bir kişinin hatasını bütün hastaneye mal etmemek. Geçtiğimiz gün yaptığım haberi yazmasaydım, art niyetli kişiler Alaşehir Devlet Hastanesi’ni geçmişteki nahoş olaylarla bütünleştirip yine ülke gündemine taşıyacaktı. Bunun önüne geçmek için “bütün hastane değil, tek bir kişi” dedim ve suçlu olup olmadığının incelemeler sonrası belli olacağını da açıkça belirttim.
İkinci husus ise vicdan muhasebesi. İddia edildiği gibi bir usulsüzlük yaşandı mı yaşanmadı mı, idari ve adli mercilerin değerlendirmesiyle ortaya çıkacak. Ama eğer usulsüzlük yapıldıysa, bu beni vicdanen rahatsız eder. Neden derseniz, ihbar mektupları elime ilk ulaştığında sadece hastane yöneticilerine söylemek yerine siyasilere ve ilçe sağlık yöneticilerine haber vermediğim için pişmanlık duyarım. Durumdan haberdar olan yöneticilerin azami dikkat ettiklerinden hiç şüphem yok ama, durumu yine de siyasiler ve ilgili kurumlar ile paylaşsaydım, iddia edilen olayların gerçeklik payı varsa belki baştan önlenebilirdi. Zira devletin her kuruşunda tüyü bitmemiş yetimin hakkı var!
Sonuç olarak, ortada ciddi bir iddia var ve araştırılıyor. Gazeteci olarak bunu gündeme taşımak benim en doğal hakkım ve dahi görevim. Haberin altında bir şey arayanlar, önce kendilerini sorgulasınlar.