Diş Sıkma ve Gıcırdatma (Bruksizm)
Yrd.Doç.Dr. Erhan DİLBER

Yrd.Doç.Dr. Erhan DİLBER

Diş Sıkma ve Gıcırdatma (Bruksizm)

22 Eylül 2016 - 00:00 - Güncelleme: 22 Eylül 2016 - 00:17

Kaynağını hastalığın tedavisinden çok önceden önlenmesinden alan “koruyucu hekimlik” sağlıklı bireylerin sayısının artmasına ve ülke ekonomisine katkıda bulunmaktadır. Ülkemizde tıp ve diş hekimliği alanlarında maalesef bu konu yeterince anlaşılamamış ya da doğru politikalar uygulanmamıştır. Diş hekimliğinde koruyucu hekimlik denilince aklımıza ilk olarak çocuklara florid uygulamaları, dişlerin ufak çukurcukların kapatılması (fissür örtücü uygulamaları) ve ağız hijyeni motivasyonları ile hastaların bilinçlendirilmesi gelmektedir. Bu uygulamalara ek olarak eklem, sindirim sistemi ve diş dokularının tahribatına neden olan diş sıkma, diş gıcırdatma, reflü ve buna benzer hastalıkları önleyen koruyucu uygulamalar diş hekimliği açısından çok önemlidir.

 

Toplumun büyük kesiminin farkında bile olmadan diş gıcırdatma veya sıkma eğiliminde olduğu ve birçoğunun şikâyeti olmadığı için kontrollere gelmediği çalışmalarda tespit edilmiştir. Sadece stres değil başka birçok nedene bağlı olabilen diş sıkmaları ve gıcırdatmaları günümüzde çok fazla görülen aslında belirtileri ve tedavisi olan bir alışkanlıktır. Bruksizm, çiğneme kaslarının gece ve/veya gün boyu sürdürdüğü aktiviteyle meydana gelen diş gıcırdatmaları ve sıkmaları olarak tanımlanmaktadır.

 

Diş arasında çiğneme kaslarının kasılması sonucu oluşan devamlı temas “diş sıkması”, çiğneme işleminin ağızda herhangi bir madde olmaksızın ritmik olarak devam etmesi de “diş gıcırdatması” olarak tanımlanmıştır. Diş sıkmaları veya gıcırdatmaları gün içinde veya gece uyurken oluşabilmektedir. Normal sağlıklı bireyler ile diş sıkan bireylerin çiğneme kuvvetleri arasında da belirgin farklılıklar görülmüştür. Diş sıkmaları daha çok gündüz görülürken, diş sıkmasıyla beraber diş gıcırdatmaları uyku süresince daha çok görülmektedir. Bu hareketler derin uykudan hafif uykuya geçiş aşamasında oluşmaktadır. Uyku bozukluğu olan veya uykusu hafif olan kişilerde bu hareketlere daha fazla rastlandığı rapor edilmiştir.

 

Diş sıkmaları ve gıcırdatmalarında birçok faktör rol oynayabilir, bunlar; Dişlerin kapanış bozuklukları, diş tedavileri, ağza yabancı madde girmesi, stres, beyin travmaları, nörolojik hastalıklar, genetik etkenler, uyku bozuklukları, Parkinson hastalığı, sigara alkol bağımlılığı ve bazı ilaçlar, bağırsak parazitleri, alerji ve endokrin hastalıklardır. Sadece dişlerin birbirine uzun süre çarpması değil aynı zamanda; gastroözofajeal reflü, aşırı kusma (mide asidinin ağza gelmesi), asitli yiyecek ve içeceklerin çok tüketilmesi (gazoz, kola, limon, şarap, kahve, sirke vs) ve uyuşturucu materyallerin kullanımı gibi kimyasal faktörler de dişlerin aşınmalarında rol oynamaktadır. Diş sıkmaları ve gıcırdatmaya bağlı olarak, dişlerin dişetlerine yakın kısımlarında defektler, dişlerde çatlaklar, eklem ve çiğneme kaslarında ağrılar, diş hassasiyetleri, aşırı vakalarda dış görüntüde değişiklikler, diş kökünün etrafında kemik erimesi ve buna bağlı diş kayıpları görülebilmektedir. Yapılan dolguların sık sık düşmesi, porselenlerin kırılması ve implant kayıpları da çok sık görülen sorunlardandır.

 

Günümüzde bruksizm tedavi yaklaşımları 4 ana grupta toplanmaktadır: 1)Kişiye yönelik: Biofeedback tedavisi: Kasların kontrolü, bilinçli olarak dinlenmesinin sağlanması, kan damarlarının açılması ve beyin dalgalarının kontrolü gibi uygulamalar bu tedavinin içerisindedir. Tedavinin başarısı hastanın bu fizyolojik olayı kontrol edebilmeyi öğrenme isteğine ve bunu düzenli olarak uygulamasına ve sabırlı olmasına bağlıdır.

 

Psikiyatrik tedavi: Günümüzde bruksizm tedavisinde psikiyatrik yaklaşımların kullanımı kısıtlı olup, diş gıcırdatma sorununu arttıracak psikolojik nedenlerden şüphelenildiğinde psikolojik nedenlerin çözümü için psikiyatriste hastalar yönlendirilebilir. Kendi kendine telkin (oto-hipnoz), hipnoz ve meditasyon: Her ne kadar bilimsel çalışmalar çok yeterli olmasa da günümüzde hipnoz tedavisi diş hekimliğinin birçok alanında kullanılmaktadır. Hastaların tedavi göreceğine inanması, hekimine güvenmesi ve toplumumuzda yanlış bilinen dogmalardan kurtulması için bilgilendirilmesi gerekmektedir. Burada da asıl amaç hastaların alışkanlıklarının farkındalıklarını telkinlerle bilinçaltında ortaya çıkarmaktır.

 

Çok fazla yaygın olmasa da diş hekimleri tedavilerinde hipnozu kullanmaktadır. Genel olarak 3-5 seans arasında hastanın tedaviye cevap verip vermeyeceği belli olmaktadır. Kötü alışkanlıkların önlenmesi: Eklem rahatsızlığı olmayan hastalarda alışkanlığı önleme amaçlı hastaya öğretilen eksersizlerdir.

 

2) Farmakolojik tedavi: Kas gevşetici ilaçların etkisinin kısa süreli olması, başarı oranın düşük olması ve uyku gibi yan etkilerinin olmasından dolayı, kullanımı hala tartışmalıdır. Nedeni belli olmayan uzun süreli ve ileri derecede ağrı meydana getiren kas kasılmalarında, çok ileri bruksizm vakalarda (koma, beyin travması, anfetamin alışkanlığı) görülen diş gıcırdatma ve sıkmaların santral sinir sistemiyle ilgili olması nedeniyle ilaç tedavisinin kullanımı uygundur. Son yıllarda Botulinum toksin (Botox) uygulamalarının popüler olduğunu görmekteyiz. Bu yöntemde hastaların sağ ve sol çene kaslarına ve ileri vakalarda alın kaslarına yapılan enjeksiyonlar ile 1 ile 6 aya kadar çiğneme kaslarının kasılması azalmakta ve böylelikle dişlerini sıkarken dişlerine zarar verecek kadar kas kuvveti ortaya çıkartamamaktadır. Bruksizm tedavisinde uygulamanın problem çözücü olmaktan çok geçici bir tedavi olması ve yeterli sayıda çalışmanın olmamasından dolayı, rutin klinik uygulamalarda güvenilir ve gerçekçi bir yöntem olarak kullanılması hala tartışmalıdır.

 

3) Okluzal yaklaşımlar: Dişlerin birbirine olan temaslarında dengesizlik varsa dişlerden aşındırma yaparak dengeleme yapılabilir. Diş sıkma ve gıcırdatmada en çok yapılan ağız apareyleri daha çok gece plağı olarak duyduğumuz şeffaf akrilikten yapılmış sert plaklardır. Maalesef şunu da belirtmek gerekir ki yumuşak plaklar da ülkemizde çok fazla uygulanmaktadır. Bruksizm hastalarına uygulanan yumuşak plakların faydadan çok zarar verdiği yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır. Diş hekimlerinin de bu konuda duyarlı olması gerekirse bruksizm hastalarını uzmana yönlendirmesi gerekmektedir. Yapılan sert plaklarında Hastanın ağzında hiç uyumlamadan hastaya verilen gece plakları!!, hastaların kendilerinin yaptığı yumuşak plaklar!!, yanlış teşhis ve tedavi sonucu yapılan restorasyonlar ve oluşan eklem sorunları!! ülkemizde çözülmesi gereken sorunlardandır.

 

4) Diğer yaklaşımlar: Yukarıda belirtilen tedavilere ek olarak fizik tedavi ve ağız içi cerrahi teknikleri uygulanmaktadır. Ağız açma kaslarını geliştirecek eksersizler, adenotonsillektomi bu yaklaşımlara örnek olarak verilebilir. Ağzınızdaki restorasyonların (porselenlerin ya da hareketli protezlerin) kırılması ya da atması, implantların kırılması, implant üstü protezlerin gevşemesi ya da sallanması tesadüf olmayabilir. Sadece hekimi suçlamak, hekimin kötü malzeme kullandığını düşünmek de doğru değildir. İmplant uygulanacak hastalarda bruksizm varsa bruksizmi tedavi etmeden implant uygulamak da çok doğru bir yaklaşım değildir.

 

Diş sıkmanız ya da gıcırdatmanız varsa ve protezlerin kırılmasını ya da dolgularınızın düşmesini istemiyorsanız, size verilen apareyleri doğru bir şekilde takmalı, hekiminizin verdiği eksersizleri veya telkinleri düzenli bir şekilde uygulamalı ve gerekirse de psikolojik olarak destek almalısınız. Bruksizmin tek bir tedavisinin olmadığını da son olarak söylemek de fayda vardır. Kaynaklar: Oral K. Bruksizm tanı ve tedavi. Quintessence Yayıncılık, 2012, İstanbul.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar