Çocuklarımızın Psikolojisini Nasıl Güvene Alabiliriz?
Gözde Ordu

Gözde Ordu

Okul Öncesi Eğitmeni

Çocuklarımızın Psikolojisini Nasıl Güvene Alabiliriz?

22 Mayıs 2020 - 11:14

Tüm Dünya ile birlikte Ülkemizi de etkisi altına alan Koronavirüs salgını sonrası bir çok tedbir ve önlemler alındı. Ülkemizde alınan bu önlem ve tedbirler arasında 20 yaş altı genç ve çocukların sokağa çıkma kısıtlaması da yer alıyor. Peki, okula gidemeyen, dışarı çıkıp parklarda oynayamayan ve eve kapanan çocuklarımızın ruh sağlığı için ne yapabiliriz? 

Bu durumun birleşimi bir yandan kaygıyı arttırıyor diğer yandan kaygının kontrol edilmesini zorlaştırıyor. İşte bu dönemde çocukların psikolojik sağlıklarının korunmasının hem kendileri hem de aileleri için son derece önemli olduğu açıktır. Bunu sağlamak için, mümkün olduğu kadar belirsizliği azaltmak ve yeterlilik algısını arttırmak gerekir.Çocukların ruh sağlığını korumak için çocukların kaygılarını kontrol edebilmek için ilk adım bilgilendirmedir" ifadelerini kullandı. 

Evden çıkamayan çocuklar için öneriler arasında aşağıdakiler yer almaktadır:,

Kısıtlamalar kapsamında istedikleri zaman evlerinden dışarıya çıkamayan çocuklar için önerilerde bulunan Ordu; 
 - Ailelerin birlikte bir plan yapması, uygun olduğu durumlarda çocukların da planlama aşamasında katılım sağlaması ve bu şekilde kendilerini daha yetkin hissetmeleri,
 - Evde yapılabilecek fiziksel aktivitelerin planlanması, 
- Sağlıklı diyet, uyku düzeni, uygun hijyenik uygulamalar,
 - Yemek, yatma zamanı, çalışma ve egzersiz için rutinleri oluşturmak ve bunlara uymak, 
- Evde gerekli gıda maddeleri ve ilaçların bulunması,
 - Çocukların ev işlerine katılımı ile yeterlilik hislerinin arttırılması, 
- Oyunlar, filmler gibi eğlenceli aktivitelerin planlanması,
 - Olumlu bir duygulanımın sürdürülmesi,
 - Anne babanın sabırlı ve toleranslı tutumları ile model olmaları, 
- Gevşeme egzersizleri,
 - Alkol ve tütün kullanımının azaltılması, 
- Eğer önceden var olan bir aktivite ise dini aktivitelerin çevrimiçi yöntemlerle devamı.

Evde Kalan Çocuklarda Yaşa göre görülebilen belirtiler: 
• Okul öncesi çocuklarda: davranış ve becerilerde gerileme, anne babaya aşırı yapışma ve ayrılamama, uyku sorunları, iştahsızlık, korkular, yatak ıslatma, zarar verici davranışlar, yabancılardan aşırı korkma, nedeni bilinmeyen ağrılar, konuşma sorunları. 
• Okul çocuklarında: huzursuzluk, saldırganlık, aşırı yapışma, kabuslar, belirgin konsantrasyon sorunları, yapması beklenen aktiviteleri yapamama, yaşa ve bilişsel gelişim düzeyine göre daha küçük yaşta çocuk davranışlarının sergilenmesi. 

Yaşamını kaybeden yakınları olduğunda;
- Yakınlarını kaybeden çocuklara yaklaşımda öncelikle bireylerin farklı yas süreçleri olduğu hatırlanmalıdır ve yas sürecindeki kişilere saygılı, özenli ve kapsayıcı yaklaşım önemlidir. - Yas sürecinin bir “normali” olmadığı çocuğa ve aile üyelerine de vurgulanmalıdır.
Çocukların ölüme dair anlayışları yaşa ve kültüre göre değişir. Okul öncesi çocuklar ölümün daimî olduğunu anlamayabilirler ve ölümün fiziksel gerçekliğini (“artık nefes alamaz, hareket edemez, acı hissetmez”) anlamaları için yardım gerekebilir. Okul çocukları ölen kişinin geri gelmesine dair duydukları istekle “hayalet benzeri” deneyimler yaşayabilirler. Ailelere verilebilecek öneriler arasında ise; 
- Çocuğa sevileceği ve bakılacağına dair güven verme, 
- Çocuğun olanlarla ilgili konuşmaya hazır olduğunu gösteren işaretlere açık olma, 
- Çocuk konuşmak istemiyorsa onu bu konuda utandırmama ve suçlu hissettirmeme, konuşması için ısrar etmeme, 
- Sorulara kısa, dürüst ve yaşa uygun yanıtlar verme, 
- Ölüme onların bir hatasının neden olmadığını veya bunun bir ceza olmadığını açıklama,
 - Yargılamadan duygularını dinleme,
 - Çocuğun sorularına tekrar tekrar yanıt vermeye hazır olma,
 - Eğer bir sorunun yanıtını bilmiyorsa bunu dürüstçe söyleme yer almaktadır. Örneğin şu ifadeler kullanılabilir “Herkesi kurtarmak için elimizden geleni yaptık. Deden hayatta olduğumuzu bilseydi çok sevinirdi. Sen yanlış hiçbir şey yapmadın”.

Çocukların ve gençlerin korunması için, bilgilendirme, dürüst ve açık olma, bilgi kaynaklarını kontrol etme, rutinlerin oluşturulması, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının devamı, anne ve babanın model olması, sosyal ilişkilerin telefon veya internet aracılığıyla da olsa devamı, duyguları dinleme, anlamlandırma ve destekleme, olası ruhsal bozukluk gelişimine karşı uyanık olunması gerekir.

Çocuklarla travmayı çalışmada iletişim kurarken aşağıdaki noktalara dikkat edilmesi önerilmektedir: 
- Çocuğun göz seviyesinde oturma,
 - Okul çocuklarında duyguların ifadesine yardımcı olma ve sık rastlanan duygusal tepkileri isimlendirme, 
- Çocukların stresini arttıracak “dehşete kapılma” gibi yüklü kelimeleri kullanmama, - Dikkatli şekilde dinleme ve onu anladığınızı fark etmesini sağlama, 
- Çocukların zorlandıklarında kendi yaşından daha küçük yaştaymış gibi davranışlar göstermesini ve o alışkanlıklarına dönebileceğini akılda tutma, 
- Dili, çocuğun gelişimsel düzeyine göre ayarlama, “ölüm” gibi kavramları çocukların farklı şekillerde anladığını unutmama,
 - Çocuğa yeterli duygusal desteği verebilmeleri için anne baba ile bu teknikleri pekiştirme.

Bu yazı 678 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar