Markalaşmanın Önemi
Mehmet SALCIOĞLU

Mehmet SALCIOĞLU

Markalaşmanın Önemi

28 Şubat 2017 - 14:15

Salt Bae NUSR’ET

Son günlerin milli trend topic kahramanı kendisi. İstanbul Etilerde bir restoran ama nedense gitmeyeni dövüyorlar. Kapısında yemek amacıyla ortalama 60 dk sıra beklemek çok moda bir kere. Ayrıca eskiler bilir, hiçte hijyenik olmayan tahta servis tabağını meşhur eden bir müessese.

Sonra parayı bulanın, maaşı çekenin, kredisi onaylananın içgüdüsel olarak koştuğu “ ne hesap ödedik bla bla( gülüşmeler) ama çok lezzetli hö hö( aniden gelen ciddi bir ifade) ” diyerek twitter ve instagram camiasında yorum ve fotoğraf bombardımanı yaptığı güzide bir dünya markamız. İşte bu marka meselesi önemli.

İnek aynı inek, Üzüm aynı üzüm

Meslek olarak ben kasabım diyor. Türkiye Kasaplar Federasyonuna kayıtlı mı bilmem ama ülkemizin binlerce kasabı gibi aynı materyal yani et ile uğraş sahibi. Tüm ineklerde aynı genetiğe ve 60 adet kromozoma sahip olduğuna göre nedir bu fark.

Şahsi olarak tanışma fırsatım olmadı lakin okuduklarım kadarı ile sıfırdan buralara gelmiş ama vizyonu geniş. Mesleğine tutku ile bağlı. Farklı kültürler araştırıyor, lezzetler deniyor, işini aşk ile yapıp kendi markasını oluşturuyor. Konuyu buradan güney Fransa ve italya ya bağlayıp oradan da Alaşehir’e geri döneceğiz.

Fransa ve İtalya üzümlerinin hikâyesi…

Şimdi de üzüme gelelim biraz. Bu dünyaca meşhur Fransa ve İtalya üzümlerinin hikâyesini anlatmama gerek yok artık. Türk televizyonculuğundan aşina olduğumuz için Behlül Paris’te Bihter ile porto şarabı içer. Vedat Milor Roma da şahane bir İtalyan şarabı tadar. Damak tadını bile kıyas eder iken bu ürünler adeta mihenk taşıdır.

Kendimde bizzat İtalya’ da Fransa’da tattım tüm bu ürünleri, Yıllarca Orta Avrupa’nın başka bir kara parçasında, düşük ötv den başa ne fark var dedim. Marsilya’nın üzüm bağlarını, Viyana’nın bakır kazanlarını, Sicilya asma çeşitlerini, yüksek sistem mi, V tel mi, 2 telli mi 4 -5 telli kollara mı sahip olduğunu anladığım kadarı ile uzunca bir süre gözlemledim. Sonuç değişmedi.

Markalaşma süreci…

Aynı inekten çıkan ete Nusr’et de binlerce TL ödersin hoşuna gider, aynı ikilimde yetişen asmadan çıkan üzüme Fransa da İtalya da kat be kat daha fazla ödersin yine hoşuna gider. Yıllardır izlediğin filmden, takip ettiğin gazeteden, asla izlemem dediğin magazin programından hep bu markaları empoze etmişlerdir tüketiciye. Burada kitleler ürünün lezzeti ve kalitesinden ziyade marka değerine göre tercih oluşturur. Mesela iphone almamak mahalle baskısına uğramanıza neden oluyor artık.

Tam tersini düşündüğünüzde, İran üzümünün Türk üzümü denerek satıldığını da duymuşsunuzdur. Bu şekilde de ege bölgesinin üzümünün kalitesi yanlış ürün teşhiri ile düşürülüyor. Haksız ve şişirme rekolteler ile birim fiyatı dibe doğru batıyor.

Bölge üzümün para etmemesinin en büyük eksikliklerinden birisi Markalaşma süreci, Üstelik kuzey egede Dünya çapında bilinen çok güzel örnekleri var. Bir günde olacak iş değil ama marka, patent ve marketing hakkında yakında bir adım atacağız.

Bu yazı 3790 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar