ANNE-BABA TUTUMLARI ve ÇOCUĞA ETKİLERİ

ANNE-BABA TUTUMLARI ve ÇOCUĞA ETKİLERİ

Alaşehir Manşet Haber - Anne ve babaların çocuklara karşı tutunmuş oldukları tavırlar çocuklarda ne gibi etkiler yaratıyor? Köşe yazarımız Okul Öncesi Eğitmeni Gözde Ordu'nun kaleminden anne ve babaların dikkatle okuması gereken bir yazı...

08 Ocak 2021 - 17:08 - Güncelleme: 08 Ocak 2021 - 17:32

 

Anne babaların tavır ve tutumları, çocuklar üzerinde ciddi bir etki ve öneme sahipken ebeveynlerin çocuğa gösterdiği tavır, davranış ve tutumlar neye göre belirlenir? Anne baba tutumları nelerden etkilenir? Bu ve buna benzer tüm konuları Okul Öncesi Eğitmeni Gözde Ordu kaleme aldı.

Çocuk, özel haller dışında (anne ve veya babanın vefatı, boşanma, çocuk yetiştirme kurumuna verilme, evlatlık verilme gibi) genellikle anne-babası tarafından büyütülür. Anne-baba arasında saygı, sevgi, paylaşım, muhabbet hele de uyum varsa aile huzurlu; sevgi, saygı, muhabbet ve paylaşım az ya da yok üstelik eşgüdüm de yoksa aile huzursuz olacağından, çocuk bu durumlardan doğrudan olumlu veya olumsuz yönde etkilenir.

Anne-babanın çocuğuna gösterdiği tavır ve tutumlar, çocuğuyla kurduğu iletişim şekli ve kurduğu iletişimin kalitesi, çocuğun ailedeki yeri, aile içinde birey olarak kabul görüp görmediği, hem kendi aralarında hem çocuğuna sevgisini gösterme şekilleri, çocuğa istendik davranışları kazandırmak için kullanılan disiplin yöntemleri vb. çocuğun kişilik yapısının şekillenmesi, akıl ve psikolojik sağlığı üzerinde doğrudan etkilidir.Peki, çocuklar üzerinde bu denli büyük öneme sahip anne-babanın, çocuğa gösterdiği tavır, davranış ve tutumlar neye göre belirlenir? Anne baba tutumları nelerden etkilenir? Niye bazı anneler aşırı koruyucuyken bazıları vurdumduymazdır? Niye bazı babalar otoriterken bazıları ilgisiz, bazıları sevecendir?

İşte bunun ilk cevabı; o anne-babanın nasıl yetiştiğiyle, kendi anne-babalarının veya onları yetiştiren diğer kişilerin onlara gösterdiği tavır, tutum ve davranışlarla yani kendi çocukluk yaşantılarıyla ilgilidir. Ülkemiz doğudan batıya çok geniş bir kültür yelpazesine sahiptir. Doğu Anadolu bölgesi kültürüyle yetişmiş bir anne-baba ile Karadeniz kültürü veya Ege kültürüyle yetişmiş bir anne-baba kesinlikle birbirinden farklı tavır, tutum ve davranışlar sergilemektedir. Çünkü her birey içinde yaşadığı toplumun kültürel değerlerinden, örf ve ananelerinden, bakış açılarından vb. belli ölçülerde nasibini alır. Günümüzde sık karşılaşılmasa da dedelerin yanında çocukların sevilmemesi, çocuğun sevilirse şımaracağı endişesiyle sadece uyurken sevilmesi gibi nice davranış şekli kültürden doğrudan etkilenmenin birer sonucudur. Anne babanın çocuk yetiştirme tutumlarıysa kendi çocukluk deneyimleri ve kültürel etkiler dışında birçok sebepten de doğrudan etkilenmektedir. Anne-babalık tutumları üzerinde etkiye sahip diğer öğeleri şöyle sıralayabiliriz: Anne-babanın eğitim düzeyi, anne-baba olmaya hazır oluşları, çocuğun dünyaya isteyerek getirilip getirilmediği, anne-babanın çocuğun cinsiyetinden memnun olup olmadıkları, anne-babanın çocuk sayısından memnun olup olmadıkları vb.Anne-Babalık Tutumu Nedir?

Anne babalık tutumu; anne, baba ve çocuk arasındaki etkileşimin şeklidir. Bu etkileşim şeklinin sonucu çocuk, anne-babanın davranış, tutum ve tavırlarına karşılık gelecek şekilde bir takım yeni davranışlar kazanır. Sağlık bir anne-baba tutumu çocuklara olumlu benlik algısı, olumlu öteki (diğer insanlar) algısı, özdeğer, özsaygı, özsevgi ve sağlıklı güven duygusu gibi nitelikler kazandırmalıdır. Eğer bir çocukta sağlıklı ve olumlu bir benlik algısı oluşmuşsa çocuk, ‘ben sevilmeye ve değer verilmeye layığım’ diye düşünür; eğer olumlu öteki algısı oluşmuşsa çocukta ‘başkaları beni sevmeye hazır ve onlar da sevilmeye ve değer verilmeye layık’ algısı oluşur. Olumlu benlik ve olumlu öteki algısı gelişmiş çocuk dünyayı güvenli bir ortam olarak algılayacağından özsaygı, özsevgi ve özdeğeri yüksek başkalarına saygıyla yaklaşan, başkalarını seven ve değer veren biri olması kaçınılmazdır. Bu özellikleri kazanmış çocuk, grup içinde dengeli şekilde hareket etme yeteneğini kazanmaya ve sosyalleşmeye başlar.

Anne-babaya düşen görev; çocuğun sosyalleşmesi ve kabul görmesi için uygun ortamlar hazırlaması, çocuğa doğru model olması, sosyal açıdan kabul gören davranışlar konusunda ona yol göstermesi, desteklemesi, ilgi ve yetenekleri doğrultusunda gelişmesi için gereken şartları hazırlamasıdır. Bazı anne-babalık tutumları bu özellikleri çocuğa kazandırırken bazıları bozmaktadır. İsterseniz önce; çocuk gelişimini sekteye uğratan, bozan ve çocuğun kişiliği üzerinde olumsuz etkiler bırakan anne baba tutumlarından bahsedelim;

Aşırı Koruyucu Anne-Baba Tutumu

Yıllarca çocuk sahibi olmak isteyip bu isteğine seneler sonra kavuşan anne-babaların gösterdiği tutumdur. Özelikle aşırı derecede çocuk sahibi olmak isteyen ailelerde, tek çocuklu ailelerde, tek torunlarda, ilk çocuklarda bu anne babalık tutumuna sıklıkla rastlarız. Çocuk ailenin ilgi odağı olmuş, merkezi hâline gelmiştir. Anne-baba kendini, kendi ihtiyaçlarını görmezden gelmeye ve her şey çocuğa göre şekillenmeye başlar. Yemez yedirir, giymez giydirir, kendilerini tamamen unutup çocuğun ihtiyaçlarına ve onla ilgili her şeye yönelirler. Bir istediği iki edilmez, el bebek gül bebek büyütülür. Çocuğun bir şey talep etmesine gerek bile kalmaz, o demeden anne-baba durumu sezer ve ‘gerekeni’ yapar. Ağlamaması için tüm tedbirler alınır. Karşılaşacağı tüm zorlukları anne-baba onun adına aşar. Yemeklerini annesi yedirir, üstünü annesi giydirir, düşer diye kucakta taşınır. Aşırı koruyucu tutumla büyüyen çocuk, okula gittiğinde uyum sorunları yaşamaya başlar. Tek başına yemeyi reddeder, ayakkabılarını tek başına giymek istemez, tuvalete tek başına gitmek istemez. İnce el kasları gelişmemiş, çünkü ona hiç fırsat tanınmamıştır. Kaba motor hareketlerde (yürümek, koşmak, atlamak gibi) zorlandığı görülür, çünkü ailesi tarafından sakınılarak büyütülmüştür. Anne-babasına bağımlıdır ve bağımlı bir kişilik geliştirir, bağımsız hareket etmekte, kendi fikirleri olup olmadığını fark etmekte, inisiyatif almakta zorlanır.Ret Edici Anne-Baba Tutumu

Bu tür anne-babalık tutumuna, genellikle evlilik dışı ilişkiler sonucu dünyaya gelmiş çocuklar maruz kalır. Bazen de istenmeyen hamilelikler sonucu dünyaya gelmiş istenmeyen çocuklar. Ya aile hiç çocuk istememektedir ya da anne istemekte baba istememekte veya durum tam tersidir. Ret edici ebeveyn tutumu şöyle bazı nedenlerden kaynaklanabilir: Ailenin çocuk bakmak için maddi ve manevi şartları yeterli değildir. Çocuk, dünyaya bedensel ya da zihinsel bir engelle gelmiştir. Çocuk, anne-babanın eğitimini ya da kariyerini sekteye uğratmıştır. Anne veya baba eşini ihmal edecek kadar çocuğa düşkünlük göstermekte ve ihmal edildiğini düşünen eş çocuğa düşmanlık beslemekte, çocukla rekabete girmektedir. Çocuk şeklen ailedeki kimseye benzememektedir. Çocuk sevilmeyen birine benzemekte veya sevilmeyen birini hatırlatmaktadır. Anne-baba boşanmış ve çocuk taraflarca istenmemiştir. Anne ya da baba boşanmış ve çocuğun velayetini alan taraf yeniden evlenmiş, fakat yeni eş tarafından çocuk ret edilmiştir…

Bu ebeveynlik tutumuna sahip kişi, çocuğa evdeki diğer çocuklardan belirgin şekilde farklı (olumsuz, kötü, ret edici, ezici) davranır. Çocuk ne yapsa suçtur. Her yaptığını eleştirir, hiçbir davranışını beğenmez, onaylamaz. Tüm dikkati çocuğun üzerindedir ve sürekli eksik gedik arar. Hep yaptığı hatalar üzerinde durur. Çocuğu yıldırmak, ezmek için en ufak fırsat değerlendirir, hatta fırsat yoksa da oluşturur. Evde karşılaşılan her problemin sorumlusu olarak çocuğu görür. Kısacası çocuk ağzıyla kuş tutsa bile kimseye yaranamaz, o bir günah keçisidir çünkü. Bu şekilde yetişmiş bir çocukta sağlıklı bir benlik imajı oluşması pek mümkün değildir, kendini sevilmeye değer bulmaz, başkaları her zaman değerli, o ise değersiz. Kolay kolay kimseye güvenemez veya ‘yanlış’ insanlara kolayca güvenir. Sinirli ve saldırgan olma olasılığı yüksektir, kendini terk edilmiş, istenmeyen çirkin ördek yavrusu gibi hissetmesi de. Kendisine ‘doğru model’ olunmadığı için hayatı tek başına öğrenmek zorundadır, bu sebeple ‘doğru davranmayı’ da kolay öğrenemez. Özellikle bebek ve çocuk yaşlarında kendini koruyamadığından uysal, itaatkâr ve edilgin davranışları seçtiklerinden, sürekli eleştiriye maruz kaldıklarından özgüven sorunları yaşamaları kaçınılmazdır. Ergenlikle beraber hırçın, uyumsuz davranışlarda bulunması, depresif ruh hâli, intihar meyli, asosyal davranışlar göstermesi, yasa dışı davranışlara yönelmesi, evden kaçması olasıdır.

İlgisiz Anne-Baba Tutumu

İlgisiz tutum, çocuğun davranışları karşısında her zaman ilgisiz ve umursamaz davranan anne-babalık tutumuna denir. Bu tür tutuma sahip anne babalar rahat, sessiz, vurdumduymaz bir kişilikte olabildikleri gibi agresif bir kişilikte de olabilir ve çevreleri tarafından aşırı hoşgörülü veya aşırı boş vermiş olarak algılanabilirler. Çocuk var mıdır yok mudur çok oralı davranmazlar ta ki, çocuk tarafından kendilerine bir engel çıkarılana kadar. Yoğun olarak çalıştığını, eve yorgun döndüğünü ve eve döndüğünde dinlenmekten başka bir şey istemediğini savunan anne-babaların genel tutumudur. Evle veya çocukla ilgili hiçbir problem duymak istemezler. Çocuk sorun çıkarmasın, kendisini rahatsız etmesin yeter. Çocuk ola ki rahatsız ederse, çocuğa düşmanca davranılır, ortam sessizleştikten sonra yine kayıtsız, ilgisiz tutuma geri dönülür, yeni bir rahatsızlıkta yeniden düşmanca davranılır, sessizlik sağlanınca ilgisiz moda geçilir ve bu hâl kısır döngü şeklinde devam eder.

Geleneksel Türk baba rolü desek yanlış olmaz sanırım: ‘Çocuğu ağlatma, sesini duymayayım, zaten bütün gün çalışıyorum bir de ağlama çekemem.’ Çocuğun tüm sorumluluğu büyükanne ve büyükbabada ya da bakıcıdaysa anne-babanın kişilik yapısı da müsaitse (onlara güveniyorum bizden daha iyi bakarlar, annem halleder, o kaç çocuk yetiştirdi, ay nasılsa gül gibi bakıyorlar çocuğun kafasını karıştırmayalım) ilgisiz anne babalık Tutumu’yla karşılaşabiliriz. İlgisiz anne-babalık tutumunun görüldüğü diğer durumlarsa, çocuktan uzak ayrı bir evde ya da şehirde yaşanması, ailedeki çocuk sayısının fazlalılığı, anne-babalığa hazır olunmayış, çocuksuz yaşadıkları dönemdeki alışkanlıkları devam ettirme isteği, anne-babanın sürekli tartışması ve çocuğu gözden kaçırması, aile büyükleriyle yaşanan geniş ailelerde büyüklerin yanında çocuk sevilmesi ayıptır, inanışı, çocuğu seversen tepene çıkar, sonra ne anayı sayar ne babayı inanışı gibi faktörler tarafından belirlenir. Bu tutuma maruz kalan çocuğun ‘olumlu benlik’ algısı geliştirmesi zordur. Anne-baba sevgi ve ilgisine açtır. Kendisini değersiz, ihmal edilmiş olarak görür. Anne-babanın ilgisini olumlu şeylerle çekmeyi başaramadığından olumsuz şeylere yönelir, muhtemelen bu yolla ilgiyi çekeceğinden olumsuz davranışları daha fazla sürdürür. Muhtemelen anne-babaya kızgın büyür ve onlar kendisine ihtiyaç duyduklarında yanında olmaz. Ergenlikle beraber aileden kopuş hızlanır, saldırgan ve suça yönelik davranışlar gösterme riski artar. Anne babadan görmediği ilgi ve sevgiyi başkalarında arar.

Otoriter Anne-Baba Tutumu

Otoriter tutum sergileyen anne baba, çocuğunu idealize ettiği kişiye eriştirme düşüncesiyle hareket ettiğinden katı, baskıcı, hoşgörüsüz ve mükemmeliyetçi bir tutum sergiler. Çocuktan yaşının üstünde olgunluk bekler, hata yapmasına tolerans göstermez. Tüm ilgi odağı çocuk ve çocuğun davranışlarıdır. Her hareketi en ince detayına kadar izlenir, en ufak hatası düzeltilir, en küçük kusuru giderilmeye çalışılır. Ebeveyn sadece hata ve kusur düzeltmeye yöneldiğinden sürekli gergin, stresli ve aşırı uyarılmış moddadır. Çocuk da aynı şekilde hata yapma korkusuyla kaygı ve stres altında yaşar. Bu kaygıyla muhtemelen daha sık hata yapan çocuk, sürekli eleştiriye maruz kalır, azarlanır, suçlanır ve suçuyla orantısız cezalar alır bazen de şiddet görür. Çocuğun, sürekli eleştirildiğinden dolayı çekingen davranışlar göstermesi kaçınılmazdır; hatta yanlış yapma kaygısıyla hiçbir şey yapamaz hâle de gelebilir. Aşağılık ve suçluluk duyguları gelişebilir. Özgüven ve ‘olumlu benlik imajı’ geliştirmesi zordur. Kendi duygu ve düşüncelerini ortaya koyamaz; çünkü buna izin verilmez. Büyüdükçe kayıtsız şartsız itaatkâr ya da isyankâr davranışlar içine girebilir. Kolay etki altında kalan, onay beklentisi yüksek birine dönüşebilir.

Tutarsız Anne-Baba Tutumu

Tutarsız ebeveyn tutumu çocuğun belli bir davranışının kimi zaman hoş görülmesi, kimi zamanda aynı davranış yüzünden cezalandırılması olabileceği gibi anne ve babanın tutumunun birbirinden farklı olması ve birbirlerinin tutumlarını çocuğun yanında eleştirmeleri anlamına da gelmektedir. İlk durumda çocuk ne yapacağını tam olarak kestiremez ve kaygılanır. Yaşı büyüdükçe anne-babasını daha iyi tanıdığından onların hâleti ruhiyelerine göre davranmayı öğrenmeye başlar. İkinci durumda ise işine gelen (hoş gören, vurdumduymaz davranan) ebeveyne yönelir.

Yaşı büyüdükçe kimi nasıl kullanacağını, kimden nasıl faydalanacağını ayırt etmeye ve ona uygun davranışlar geliştirmeye başlar. Bazen de anne-baba, çocuklar arasında ayrımcılık, tutarsızlıklar yapar ki, bu durum genelde tutarsızlığa maruz kalan çocukta kardeş rekabetinin gelişmesine, stresli, gergin, sinirli ve agresif tavırlar sergilemesine zemin hazırlar. Örneğin, ülkemizde erkek çocuklar konusunda daha ayrımcı davranıldığı görülmektedir. ‘Sen erkeksin, bırak ablan yapsın, erkek dediğinin masa hazırladığı nerede görülmüş otur sen ablan yapsın’ gibi söylemlerle çocuklar arasında ciddi kızgınlık duyguları oluşmasına sebep olunur. Bazen de anne babalar tüm çocuklarını eşit düzeyde sevdiklerini iddia ederler fakat bazılarını kayırdıklarını fark etmezler. Bu durumsa kardeşler arasında kıskançlık ve kin oluşmasına neden olur. Kimi anne babalar da disiplin konusunda çocuklarına farklı davranır, kimi günah keçisidir, kimi ne yapsa hoş görülür. Bu durum özellikle çocuk sıralamasında kendini belli eder, en büyük çocuklara daha kuralcı yaklaşılırken, en küçüklere daha hoş görülü yaklaşıldığı sık karşılaşılan durumlardandır. Tutarsız tutuma maruz kalan çocukların ‘doğru’ ve ‘yanlışı’ ayırt etmekte zorluk çektikleri, nerede nasıl davranması gerektiği konusunda kararsızlık yaşadıkları, bocaladıkları görülür. Çocuk için amaç, ‘doğru’ davranmaktan çok, cezadan kurtulmak, acıdan kaçmaktır ki, ceza almayacağı zamanları doğru tespit etmeye anne babasının nabzını yoklamaya ona uygun davranmaya çalışır. Bu belirsizlik çocuğu tetikte ve gergin tutacağından sinirli, isyankâr davranışlara itebileceği gibi paçasını kurtarmak için her duruma uyumlanan, ürkek davranışlara da itebilir. Hangi davranış şekillerini seçerse seçsin dengeli kişilik geliştirmesi kolay olmayacaktır.

Demokratik Anne-Baba Tutumu

Demokratik tutuma sahip anne-baba, öncelikle birbirlerine karşı saygı, sevgi ve hoşgörüyle yaklaşan, huzurlu bir aile ortamı oluşturmak için üzerlerine düşen sorumlulukları alan çocuğuna da aynı saygı, sevgiyle ve şefkatle yaklaşan kişilerdir. Çocuk aile içinde kabul görür, bir bireyidir ve evdeki yeri bellidir. Demokratik tutuma sahip eşler hem birbirlerine hem de çocuğuna açık ve net yaklaşır, imalar, suçlamalardan uzak dururlar. Eleştiriler kişiliğe değil, davranışa yöneliktir ve çocuktan beklentiler yaşıyla orantılıdır. Çocuk yaşına uygun sorumlulukları konusunda bilgilendirilir ve ona sorumluluk verilir. Karşılaşılan sorunlar birlikte çözüm aranarak çözülmeye çalışılır. Çocuk kendi duygu ve düşüncelerini paylaşması için yüreklendirilir, ona model olunur. Ailenin bir ferdi olduğu için aile içinde alınan kararlarda çocuğa da danışılır. Anne-baba çocuğuna yol göstermeye çalışır, onun adına karar almaz, seçim özgürlüğünü çocuğuna bırakır. Böylece çocuk davranışlarının sorumluluğunu üstlenmeye başlar. Burada şöyle bir noktaya işaret etmek yararlı olabilir. Çocuklar belli bir yaşa kadar ne yiyeceğine, ne zaman uyuyacağına, hangi televizyon programlarını seyredeceğine, ne zaman banyo yapacağına karar veremezler. Bu dönem boyunca anne-baba, çocuk için kararları kendi almalı, onun keyfiyetine bırakılırsa olmaz.Demokratik tutumla büyüyen çocuk ‘olumlu benlik ve öteki imajı’ geliştirir. Özsaygısı yüksek, başkalarına saygılı davranan, fikirlerini rahatlıkla ifade eden, düşünen, araştıran, sorgulayan, özgüveni yeterli, insanlarla iyi ilişkiler kurup sürdürebilen, duygusal ve sosyal açıdan dengeli ve mutlu bir kişi olur.

AİLELERE ÖNERİLER

Çocuklarımızın içinde bulundukları dönemin gelişim özelliklerini bilmek onları daha iyi tanımamıza ve iletişimimizin kolaylaşmasına katkıda bulunacaktır. Aşağıdaki ipuçlarının sizlere bu konuda yardımcı olacağını düşünmekteyiz.

• Çocuklarımızın gerçekçi ve başarabilecekleri amaçlar edinmelerine rehberlik edelim, fırsatlar yaratalım.

• Çocuklarımız başarısızlık yaşadıklarında onları, başarıyı tadabilecekleri alanlara yönlendirelim.

• Çocuklarımıza ne yapacaklarını söylemek yerine, onlara mümkün olduğunca seçenekler vermeye ve seçimlerine rehberlik etmeye çalışalım.

• Her çocuğun başarı duygusu yaşamasına fırsat hazırlayalım.

• Çocuklarımızın kendi başlarına yapmak için çabaladıkları işlerde ufak tefek hatalarına karşı hoşgörülü olalım. Çocuklar, bu dönemde yaptıkları iyi işlerin sonunda beğenilmek ve takdir edilmek isterler.

• Çocuklarımıza cesaret kırıcı değil, destekleyici yaklaşımlarda bulunalım.

• Çocuklarımızın çalışmalarında ve etkinliklerinde iyi birer gözlemci olalım ve sabırlı davranalım.

• Kendi kararlarını vermelerine ve sorumluluk almalarına fırsatlar tanıyalım.

• Çocuklarımızın duygusal gelişimlerine, duygularını dile getirmelerine fırsatlar tanıyarak yardımcı olalım.

• Çocuklarımızı fiziksel özellikleri ile değerlendirmeyelim.

• Çocuğumuzun fiziksel özelliklerinin, kişisel gelişimlerini olumsuz etkilememesine dikkat edelim. Düzenli ve sağlıklı beslenmelerine özen gösterelim.

• İçine kapanık, kendine güvensiz, sessiz ve alıngan çocuklarımızın bu yönlerini değiştirmelerine fırsat verecek etkinlikleri yapmaları için onları destekleyelim; ancak onlar adına karar vererek girişimlerde bulunmayalım.

Bu haber 1776 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
ALAŞEHİR'DE KAÇAK CEP TELEFONU VE ALKOL OPERASYONU
ALAŞEHİR'DE KAÇAK CEP TELEFONU VE ALKOL OPERASYONU