Alaşehir’de Yunan Mezalimi

Alaşehir'de Yunan Mezalimi

30 Ağustos Başkumandanlık Meydan Muharebesinde Yunan ordusunun net bir mağlubiyet alıp hızla geriye doğru çekilmesiyle birlikte Alaşehir’deki Yunan işgal kuvvetleri terör estirdi. Baştan başa yanan Alaşehir ve öldürülen yüzlerce masum sivil...

12 Temmuz 2020 - 18:02 - Güncelleme: 13 Temmuz 2020 - 01:59

 

Soner Vatansever / Alaşehir Manşet Haber - Yunan mezalimi toplam nüfusa oranlandığında, Milli Mücadele’nin en çok zarar gören şehri olan Alaşehir'dir. İlçe, Haziran 1920’den Eylül 1920’ye kadar iki yıldan fazla bir süre Yunan işgalinde kaldı. Her yerde olduğu gibi burada da yerli Rumlar ve Yunan işgal kuvvetleri, sivil halka akla hayale gelmeyecek işkence ve zulüm yaptılar.

Kurtuluş Savaşı'nda Türk ordusundan kaçan,Yunan ordusu 4 Eylül 1922 yılında Alaşehir'den ayrılırken, ilçedeki bütün binaları yakarak tahrip etti. Fotoğrafta bulunanlar evleri yanmış Alaşehir'liler, diğer fotoğrafta ise dönemin imamlarından birinin evinin tamamen yanması sonucu ve Yunan zulmünden saklanmak için kendi imkanlarıyla yaptığı ağaç kovuğunda yaşadığı görülüyor. Şimdi ki kütüphane bölgesine yakın bir noktada olduğu tahmin edilen ağacın akibeti günümüzde bilinmiyor.

BÜYÜK ALAŞEHİR YANGINI

3 Eylül 1922 günü sabahı bir Yunan subayı, şehrin ileri gelenlerinden bazılarına Alaşehir’i yakmakla görevli bir taburun gelmekte olduğunu ve herkesin başının çaresine bakması gerektiği tavsiyesinde bulundu. Alaşehir’in yakılmasında yerli Rumlardan Diyamandopulos ve arkadaşları görev aldı. Yunanlıların yaktığı şehir ve kasabaları, özel yangın birlikleri ateşe vermişlerdir fakat bunlara yön, yol gösterecek olanlar o bölgedek yerli Rumlar olmuştur. Yunanlıların Ege Bölgesindeki fenalıklarını bizzat yerinde inceleyen Falih Rıfkı Atay’a Alaşehirli bir ihtiyar, bugünkü Sarıkız tesislerinin olduğu bir barakada, şehirdeki yangın felaketinin başlangıcını şu şekilde anlatmaktaydı:

Yunanlıların şehirleri yakmak için oluşturduğu yangın postaları tarafından yağlı paçavralarla kısa zamanda genişletildi. Yıldırım Beyazıt’ın fethettiği ve ne Alâ Şehir dediği güzelim Alaşehir, 4550 ev ve bina içindeki tüm varlığıyla 2 günde yandı ve bir enkaz yığını haline geldi. Alaşehir yangını esnasında ateş içindeki evleriden kaçıp canını kurtarmak isteyenlerden birçoğu ya evlerin içinde yanarak ya da yangın postaları tarafından vurularak şehit düştü. Yangın başladıktan sonra şehirde dükkân ve evlerde yağma ve soygun başladı. Genç kızların ırzına geçildi, bir Yunan subay geriye kalan Türk kadınlardan 300 kişilik bir kafile yapıp tren istasyonuna götürdüğü esnada bunların üstüne Yunan makineli tüfek bölüğü tarafından yaylım ateş açıldı. Alaşehirli bu kadınlardan büyük çoğunluğu şehit düştü ve sadece 80 kadar kadın canını kurtararak dağlara kaçabildi. 

Atalarımızın bu tür acılar için söylediği “Ateş düştüğü yeri yakar”, “Başa gelmeyen bilmez” gibi sözleri vardır. Alaşehir üzerine düşen bu zulüm, ateş, işkence ve kötülükler şehir halkını kin, nefret ve korkuyla doldurmuştur. Malı, mülkü ve namusu zarar gören Alaşehir halkı, Türk askeri gelip kendilerini kurtardıktan sonra öç alma duygusuyla yanıp tutuşmaya başlamıştı. Alaşehirliler, İzmir’in kurtarılışından sonra İç Anadolu’ya götürülen Yunan esirleri tek tek inceliyorlar, işkenceden tanıdıkları ve kişisel davası oldukları Yunanlıların üzerine yaralı bir kaplan gibi atılıyorlardı. Uluslararası savaş kaidelerine göre esirlerin güvenliği Türk askerlerinin güvencesinde olmasına rağmen çoğu kez canı yanan Alaşehirliler, kendisine ya da ailesine zarar vermiş olan bir Yunan askeri veya yerli Rum gördüklerinde intikamlarını aldılar.

2020/07/2020-07-12-18-51-23.gif
2020/07/2020-07-12-18-51-23_1.gif
Kaynak: Doç.Dr.Ömer Metin
Bu haber 1770 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Kaymakam UÇGUN, Alaşehir İtfaiye Grup Amirliğini Ziyaret Etti
Kaymakam UÇGUN, Alaşehir İtfaiye Grup Amirliğini Ziyaret Etti